• https://www.facebook.com/bursaseyirdefteri/
  • https://twitter.com/bursed25

                                                               

Mahmut Celal Özmen

Hava Durumu
Videolar
Mahmut Celal Özmen
Sokak Fotoğrafçısı
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
HER AY BİR KİTAP
Selami SAYGIN
selamisaygin@gmail.com
REFERANDUM BAHARI
19/02/2017

Referandum tarihinin 16 Nisan 2017 olarak kesinleşmesi ile birlikte konu hakkında kş tartışmalar birden bire hızlandı. Adeta bir genel seçim havası, yarışı ortaya çıktı. Oysa referandum kararının millet tarafından evet çoğunluğu ile kesinleştirilmesi halinde bile 2019’a kadar mevcut idari yapı varlığını sürdürecektir. Önümüzdeki iki yıl içinde bir değişiklik olmayacak asıl idari değişiklik 2019 seçimleri ile başlamış olacaktır.

Referandum ile halkın onayına sunulan en önemli değişiklik, Başbakanlığın ortadan kaldırılması yetkilerinin tümüyle Cumhurbaşkanına devredilmesi, cumhurbaşkanı seçilecek kişinin hükümeti kurmakla yetkili sayılması, bakanların meclis dışından cumhurbaşkanı tarafından tayin edilmesidir. Cumhurbaşkanına bu yetkilerin verilmesi, bazı muhalefet çevreleri tarafından “tek adam” (diktatörlük) yönetimi olarak nitelendirilirken, Ak Parti ve MHP çevreleri ise bu değişiklik ile artık yönetimde istikrarın sağlanacağı, cumhurbaşkanı ile başbakan arasında geçmişte örneklerinin görüldüğü şekilde yaşanan yetki karmaşasının, iki başlılığın ortadan kalkmış olacağı, bir partinin tek başına hükümet çoğunluğu için yeterli oyu seçimlerde alamayışının yol açtığı koalisyon hükümetlerinin neden olduğu idari sorunların yaşanmayacağı vurgusunda toplanmaktadır.

Türkiye tarihinde de referandum örnekleri dikkat çekicidir. 1961 ve 1982 referandumları, darbe yönetimleri zamanında, sıkıyönetim idaresinde yapıldığı için, sadece evet kampanyasına izin verildiği ama hayır kampanyasına izin verilmediği için aslında ciddiye alınacak tarafı da yoktur. Demokratik özgür ilk referandum 1987’de Turgut Özal tarafından yapıldı. Anayasa ile eski siyasi parti liderlerine on yıl siyaset yapma yasağı öngören maddenin kaldırılıp kaldırılmaması hakkında yapılan bu referandum çok az bir oy farkı ile bu yasağın kaldırılması şeklinde sonuçlandı. Turgut Özal bütün çabasına rağmen bu on yıllık yasağın devam etmesini halka onaylatamadı.

Ak Parti döneminde referandumların sayısı çoğaldı. Nisanda yapılacak referandum için de aslında 21 Ekim 2007 referandumu bir başlangıç sayılır. Çünkü Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öngören anayasa maddeleri bu referandumda halk tarafından kabul edildi. Dolayısı ile bu günkü değişiklik içinde başlangıç oldu. 2010’da yapılan referandum ile daha çok yüksek yargı organlarının yeniden şekillendirilmesi halk tarafından kabul edilmiş oldu.

Şimdiye kadar yapılan referandumlar da halkın kararı “evet” olarak ortaya çıkmıştır. Nisan 2017’deki referandum için de açıklayıcı bir örnek olabilir. Referandum öncesinde yapılan kampanyalarda elbette önemli ölçüde etkili olacaktır. Teslim edilmelidir ki parlamenter sistem denilen yönetim tarzı Türkiye’de genellikle iyi işlememiştir. Temel sorunların çözümünde yeterli olmamıştır. Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında zaman zaman ortaya çıkan yetki uyuşmazlıkları, Kenan Evren, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer’in dönemlerinde ciddi sorunlara yol açmıştır. Bunun yanı sıra bir partinin tek başına hükümet çoğunluğu elde edemeyişinin ardından ortaya çıkan koalisyon hükümetlerinin karar alamayışları ömürlerinin kısa olması da sorunları ağırlaştırmıştır.

Yönetimde istikrarın sağlanması, doğrudan halk tarafından seçilen cumhurbaşkanının hükümet kurmakla yetkili sayılması etkili ve sorun çözen bir yönetim için gereklidir. Referandumda “evet” demelisiniz diye kampanya yürütecek olan tarafından konuyu bu çerçeve içinde tutup kendi seçmenine ve herkese böyle anlatması icap eder. Bu referandum da hayır diyen tarafın ana gövdesini sol kesim oluşturmaktadır. Değişikliğin yasalaşması halinde soldan gelen bir adayın cumhurbaşkanı seçimini kazanması, Türkiye’deki mevcut nüfus yapısı, seçmen eğilimi bakımından neredeyse imkansızdır. PKK ve FETÖ gibi terör örgütlerinin de hayır kampanyasına destek vermeleri, hayırcı muhalefetin elini önemli ölçüde zayıflatmıştır. Ancak yine de bu hayır diyenlerin tümüyle “terörist” sayılmasını, hayır diyenlerin teröristlikle suçlanmalarını meşru etmez. Seçmenlerinde nihayet insani vicdani kararları ile evet deme haklarının yanında hayır deme haklarının da bulunduğunu kabul etmek gerekir. Hayır diyenlerin ağır bir suç işlemiş kimseler olarak görülmesi büyük bir haksızlık olacağı gibi “tek adam yönetimi kuruluyor” nakaratını da takviye edecek bir unsur olur. Herkesin seçim hakkına saygı göstermek tek doğrudur. Kişilerin yalnızca kendi seçimlerini hak ve meşru bilirken, kendilerinin uygun görmedikleri tarafı seçenleri suçlaması çok büyük bir yanlıştır. Hak ve özgürlüklerin kaldırılacağı ya da en azından kısıtlanacağı iddialarına yol açmaktadır. Kimsenin böyle bir görüntüye yol açacak şekilde hayır diyenleri suçlamaya hakkı yoktur.

Şimdiye kadar yapılan referandumlar da evet tarafı her zaman galip gelmiştir. Nisan 2017’deki referandum da evet tarafını oluşturan Ak Parti ve MHP’nin son seçimlerde aldıkları toplam oy ise % 63’tür. Bu iki partinin seçmenlerinden evet demeyenlerinde olacağı da hesaba katılsa bile evet oyları toplamının % 55-60 aralığında ki bir yüzde ile bu referandumun sonuçlanması kuvvetle muhtemeldir. Bu referandum ile yönetim tarzı hakkında ki tartışmalar da sonuçlanmış olacak ve Türkiye'ye yeni bir bahar gelmiş olacaktır.

 



1035 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TAHRAN'DA SALMAN RÜŞDİ'NİN GÖLGESİ - 28/07/2021
Hindistan asıllı İngiliz vatandaşı Salman Rüşdi (D.Bombay.1947) Eylül 1988’de İngiltere’de “Şeytan Ayetleri” adlı romanını bastırmıştı. Kur’an’a, Hz. Muhammed'e ve onun temiz eşlerine ağır hakaretler/küfürler içeren bir romandı.
DOĞU TÜRKİSTAN - 21/01/2021
Tarihi metinlere göre Türkistan adı, Soğd/Tacik dilinde ve ilk defa 7. Yüzyılda yazılı kayıtlarda yer almıştır. 8. Yüzyılda Arap coğrafyacıları, seyyahları Türkistan adını kullanmıştır.
AYASOFYA'DA BATI VESAYETİ YIKILIRKEN - 21/07/2020
MEB Abidin (Özmen) Bey’in, 29 Kasım 1949’da Ayasofya Hatıra defterine yazdıklarına bakılırsa, Ayasofya’nın camilikten çıkarılıp müze yapılması çalışması 1931’de başlamıştır.
TARİH İLE KAVGA ETMEK - 30/06/2020
Tarih olayları, bilimsel çerçevede müzakere konusu olmak yerine siyasi kavgaların, yarışların konusu olmaya devam ediyor.
ESKİ YANLIŞ İLE DOĞRU SONUCA ULAŞILMAZ - 23/06/2019
ESKİ YANLIŞ İLE DOĞRU SONUCA ULAŞILMAZ
KİRALIK BİR DESTANCI VE AJAN NAZIM HİKMET - 26/02/2019
Erzurum’dan tanıyıp sevdiğim saygı duyduğum, her haliyle abi olarak bildiğim bir zatın, “Nazım Hikmet ve Erzurum (Doğumunun 117. Yılı Anısına)” başlıklı yazısı ise pek çok açıdan üzüntü vericidir.
PARTİLER ÜSTÜ ADAY - 01/05/2018
Adınla bir defa olsun girip de kazandığın bir seçim oldu mu? Geldiğin her yere bir başkasının adıyla ve himmetiyle geldi isen bu hava bu kibir nereden çıktı?
Çanakkale Savaşlarına yeniden bakarken - 18/03/2018
Çanakkale Savaşlarına yeniden bakarken
Kahramanlık - 16/07/2017
Kahramanlık
 Devamı
Her Ay Bir KİTAP

www.massiftasarim.com
E-Mas Reklam
Son Dakika Haberler
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar18.413718.4875
Euro17.778417.8496
sanalbasin.com üyesidir
Duyuru
Bursa Seyir Defterinde; Bursa hakkında makaleler, gezi ve tanıtım yazıları, etkinlik ve duyurular (sergi, konser, konferans, panel v.s) kültür sanat haberleri, fotoğraf albümleri, videolar, Bursa Medya Portalı (Bursa Gazete-Dergi manşetleri, linkleri) yer alacaktır. Bursa Seyir Defteri, Bursa hakkında sözü-çalışması olan herkese açıktır.